ihraacat

“İhracat eylülde yüzde 39’luk artışla gidiyor”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, artık herkesin ihracat rakamları ile mutlu olacağını belirterek, “İhracatta eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39’luk artışla gidiyoruz. Bu iyi bir rakam. İnşallah ay sonunu da böyle tamamlarız.” dedi.

EKONOMİ Gazetecileri Derneği (EGD) Yönetim Kurulu, TİM Başkanı Gülle’yi makamında ziyaret etti.

Ziyarette konuşan Gülle, ağustos ayında takvim etkisi nedeniyle ihracatta bir düşüş yaşandığını anımsatarak, “İhracatta eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39’luk artışla gidiyoruz. Bu iyi bir rakam. İnşallah ay sonunu da böyle tamamlarız.” ifadelerini kullandı.

Yıl sonuna kadar bazı şeylerin yönetilmesi halinde ihracatta iyi bir sonuca ulaşılacağını anlatan Gülle, artık herkesin ihracat rakamları ile mutlu olacağını söyledi.

Gülle, ihracat rakamlarının artık sadece gazeteciler ve iş dünyası tarafından değil, vatandaşlarca da takip edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İhracat kültürü bu noktaya geldi. İhracatı çok daha farklı bir yere taşımamız lazım. Hazine ve Maliye Bakanımız (Berat Albayrak) ve Ticaret Bakanımız (Ruhsar Pekcan) ile sürekli iletişim halindeyiz. Kendilerine de arz ettik; Orta Vadeli Plan’ın (OVP) temel felsefesinde ihracat olması ve OVP’nin ihracatla şekillenmesi lazım. İhracatın altını dolduracak, ihracatla ilgili her şeyin OVP’de olması lazım. Bu kültürü okullardan başlayarak, ticarete ve her şeyde bir yere götürmemiz gereken bir dönem yaşıyoruz. Biliyoruz ki daha çok üretmeliyiz, daha çok satmalıyız, daha fazlasını yapmalıyız. Bunu yapacak yöntemleri ve yolları da hep beraber bulmalıyız.”

TİM Başkanı Gülle, konuşmasının sonunda EGD Yönetim Kurulu’na ziyaret dolayısıyla teşekkürlerini iletti.

ihracat

TİM Başkanı’ndan ihracat bedeli önerisi

Türkiye İhracatçılar Meclisi, (TİM)  Başkanı İsmail Gülle, Türkiye´nin zor bir süreçten geçtiğini ve bu dönemden daha çok ihracat ile çıkılacağını belirtti. Gülle, “Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Berat Albayrak ile geçen hafta yaptığımız görüşmede tebliğ ile ilgili 10 çözüm önerisi sunduk. Öneriler arasında ihracat bedellerinin Türkiye´ye getirme süresinin 180 günden 360 güne çıkarılması, söz konusu bedellerin de yüzde 80´inin bankaya satılma zorunluluğunun yüzde 40´a çekilmesi var” dedi.

Gülle, ihracat bedellerinin yurda getirilmesinin 2008 yılına kadar zorunlu olduğunu, bu tarihe kadar, 100 bin doları aşan bedellerin süresi içerisinde yurda getirilmemesi durumunda kambiyo mevzuatına göre ceza uygulanabildiğini belirtti.

Geçen haftalarda yapılan yeni düzenlemeyle birlikte; ihracat bedellerinin, fiili ihraç tarihinden itibaren en geç 180 gün içinde ihracata aracılık eden bankaya transfer edilmesinin ve söz konusu bedellerin de en az yüzde 80´inin bir bankaya satılmasının zorunlu tutulduğunu kaydeden Gülle, tebliğin yayınlanmasının ardından ihracatçıların kendilerini yoğun bir şekilde arayarak uygulama konusundaki tereddütlerini dile getirdiğini söyledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak´ın talepleri dinleyerek kısa vadede yapılabilecekler konusunda gerekli notları aldığını bu taleplerin tebliğle karşılanabileceğini ifade ettiğini belirten Gülle şöyle devam etti:

“6 Eylül tarihli bir yazılı talimat ile fiili ihracı tebliğ öncesinde yapılmış fakat tahsilatı tebliğden sonra yapılacak işlemler kapsam dışında tutuldu.

“Ayrıca, ihracatçının ithalat bedeli ve kredi ödemelerinin de ihracat bedelinin alışı yapılmadan bankalarca mahsup edileceğine dair bir düzenleme yapıldı.

“Genelgenin çok fazla prosedür içermemesi ve kolay uygulanabilir olması ihracatçılar açısından çok önemli. Örneğin, genelgenin ilgili maddesinde, efektif, yani elden getirilen paranın yatırılması için çok fazla prosedür yer alıyor. Bu transferler, zaten KOBİ´lerimiz tarafından sistemin iyi işlemediği yerlere yapılan ihracatın bedelleri. Dolayısıyla, en basit şekliyle paranın hesaba yatırılmasının yeterli olması gerektiği kanaatindeyiz. Pasaport fotokopisi, Nakit Beyan Formu alınması gibi koşulların da ihracatçılarımız için ilave bir süreç yaratacağı konusunda endişelerimiz bulunuyor.”

Bakan Albayrak´a 10 çözüm önerisi sunduklarını ifade eden Gülle önerileri şöyle sıraladı:

. İhracatçılarımızın daha uzun vade ile çalıştıkları müşterilerini kaybetmemeleri için 180 günlük süre 360 gün olarak değiştirilmeli.

. İhracat bedelinin bankaya satılması zorunlu olan yüzde 80´lik kısmı yüzde 40´a çekilmeli.

. Kâr marjı düşük sektörlerde kambiyo zararı oluşma tehlikesi nedeniyle, ihracat bedellerinin dövize çevrilmesinde döviz kuru sabit tutulmalı.

. Transit ticaret, özel fatura ile ihracat (bavul ticareti) ve mikro ihracat kapsamında yapılan ihracatın tebliğ kapsamına girip girmediği netleştirilmeli.

. Serbest bölgelerin KKDF düzenlemesinde olduğu gibi döviz kredi işlerinde de `yurtiçi´ olarak değerlendirilmeli.

. Tebliğ hükümlerinin 6 ay olan geçerlilik süresi uzatılmamalı.

. Tescil tarihi, fiili çıkış tarihi, ihracat bedelinin yurda geliş tarihi gibi konularda oluşabilecek tereddütler ihracatçımız lehine giderilmeli.

. Güvenilir bankacılık sistemi olmayan ülkelerle yapılan ihracat işlemlerinde, dövizin yurda getirilmesinde bizleri koruyan yöntemler ortaya konulmalı.

. Döviz kurlarında rekabetçi ortam olmaması nedeniyle paranın başka bankaya transfer edilip satılabilmesine imkan tanınmalı.

. Bu tebliğ hükümlerine uymayanlar hakkında ihracat rayiç bedelinin yüzde 5´i kadar idari para cezası yaptırımı makul bir düzeye indirilmeli.

ihracat

ATO Başkanı Menevşe: Krizden çıkış yolu üretim, tasarruf ve ihracat

ATO’nun Müşterek Meslek Komitesi toplantısında konuşan Başkan Atila Menevşe, ekonomik krizi değerlendirdi. Menevşe, “İçinde bulunduğumuz krizden çıkış yolu üretim, tasarruf ve ihracat. Türkiye olarak bir cari açık sorunu yaşıyoruz. Bu sorunu aşmak için harcadığımızdan daha fazla üreteceğiz, ithal ettiğimizden daha fazla ihraç edeceğiz ve en önemlisi milli servetimizi boşa harcamak yerine tasarruf yapacağız. Büyümemizin formülü budur. Krizden çıkış için dışarıdan hiç kimse bize çare lütfetmeyecek. Çare kendimiziz. Bu bilinçle üretimi artıracağız. Kamu alımlarında yerli ürünler tercihten öte bir zorunluluk olmalı. İthal ikameli ürünlerin üretimini teşvik edeceğiz. Yeni ihracatçılarla, yeni pazarlara ve müşterilere ihraç değeri yüksek ürünler satacağız. Bu noktada hep birlikte şuna inanmalıyız. Biz bu krizi aşacağız. Hem de ihracatı, ekonomimizi büyütmek için bu krizden fırsatlar çıkaracağız. Türkiye büyük bir ülke. Önümüze koyacağımız her hedefi aşma gücümüz ve irademiz her zamanki gibi var. Bu kez de milli birlik ve beraberlik içinde bu krizden güçlenerek çıkacağız”dedi.

KOMİTELERİMİZLE ATILIM YAPACAĞIZ

Oda çatısı altında temsil edilen 46 sektörden 262 meslek komitesi üyesi ile en geniş kapsamlı toplantıyı yaptıklarını da vurgulayan Menevşe konuşmasına şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz dönemde komitelerimizi en etkin ve verimli şekilde çalıştırmak için gayret ettik. Bu konuda ciddi oranda gelişme kaydettik. İnşallah bu dönemde de komiteleri çok daha verimli bir noktaya taşıyacağız. Önümüzdeki dönemde sizlerle birlikte Tarım OSB’mizin açılışını yapacağız, sanayi sitelerimizin açılışlarını yapacağız, ihracat projeleriyle Adana ihracatını çok daha ileriye taşıyacağız, hizmet binamızı inşa edeceğiz, ticaret ve sanayinin önündeki tüm engelleri bir bir aşmaya çalışacağız. Üretimde katma değeri yükseltmek üzere ayakkabı ve moda tasarımı merkezimizi kuruyoruz. Merkezimizi Teknokentte Çukurova Kalkınma Ajansının 638 bin TL Odamızın 228 bin TL katkısıyla toplam 911 bin TL bütçeyle kuruyoruz. Projemiz onaylandı. Artık Adana’nın ürünleri çok daha katma değeri yüksek ürünler olacak. Bu konuda Oda olarak Komitelerimizle yeni proje ve programlarla atılım yapacağız. Özellikle ihracat bacağında çok sayıda önemli projeyi birlikte icra edeceğiz. İnşallah kısa zamanda krizin etkilerini sınırlayıp ekonomiyi tekrar pozitif yöne döndüreceğiz.”

ozgun-helikopterde-yerli-sanayi-imzasi,kbnoA90lAEWIVUW_jf2enw

‘Özgün helikopter’de yerli sanayi imzası

Türkiye’nin ilk özgün tasarım helikopteri T625, Türk savunma ve havacılık sanayisinin tasarım ve üretimde geldiği noktayı gözler önüne serdi.

Savunma Sanayii Başkanlığının (SSB) koordinatörlüğünde, Türkiye’nin genel maksat helikopteri ihtiyaçlarının özgün bir platformla karşılanması hedefiyle hayata geçirilen Özgün Helikopter Programı’na birçok firma kabiliyetleri doğrultusunda katkı veriyor.

Program kapsamında tüm alt sistemlerin tasarımı yurt içinde gerçekleştirildi. Alt sistem tasarımlarına ilişkin fikri ve sınai mülkiyet hakları SSB’ye ait bulunuyor.

Geliştirme döneminde 14 alt sistemin üretimi Türkiye’de yapıldı. Diğer sistemlerin de seri üretim dönemini destekleyecek şekilde milli imkan ve kabiliyetler kullanılarak üretilmesi hedefleniyor.

Programın ana yüklenicisi TUSAŞ, helikopterin gövdesini, rotor sistemini ve güç aktarma sistemini tasarlayarak üretti.

T625’in aviyonik, haberleşme sistemi, seyrüsefer sistemi, yapısal bütünlük ve kullanım takip sistemi, sistem entegrasyon ve gösterim sistemi, elektronik harp sistemi bileşenlerinde ise ASELSAN’ın imzası bulunuyor. ASELSAN, ayrıca gösterge ve kayıt sisteminde de sorumluluk üstlendi.

TUSAŞ ve ASELSAN dışındaki bazı yerli firmalar da çeşitli kabiliyetlerini helikoptere yansıttı.

YERLİ MOTOR DA GELİYOR

Öte yandan, özgün helikoptere yerli motor geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yoğun şekilde sürüyor.

Motor geliştirme projesinde, bu sistemin kalbini oluşturan çekirdek motorun ön prototip imalatı tamamlandı ve ilk ateşleme başarıyla gerçekleştirildi.

Proje kapsamında bir yandan Türkiye’de gaz türbinli motor tasarım, geliştirme ve test altyapıları oluşturulurken, diğer yandan helikoptere entegre edilecek 1400 shp gücünde, tip sertifikası alınmış, özgün ve milli motor, TUSAŞ Motor Sanayii AŞ tarafından geliştirilecek.

Helikopterin motoru dışındaki bileşenleri yerli üretilirken, motorun da helikoptere entegre edilmesiyle yerlilik oranı üst seviyeye çıkacak.

“ÇOK ÖNEMLİ BİR BAŞARI”

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, başarıyla gerçekleşen ilk uçuşun ardından personele hitaben bir mektup kaleme aldı. Mektubuna, “Değerli çalışma arkadaşlarım” hitabıyla başlayan Kotil, T625’in ilk uçuşuyla şirketin çok önemli bir başarı elde ederek havacılık alanında ne kadar iddialı olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, devletin savunma sanayisine verdiği destekle T625 helikopterinin TUSAŞ tesislerde tamamen milli olarak üretildiğini vurgulayan Kotil, helikopterin söz verdikleri gibi 6 Eylül 2018 günü saat 06.00’da ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsattı.

“6 EYLÜL 2018 TARİHE KAZINACAK”

Bu sevinci sabahın ilk ışıklarında hep birlikte yaşadıklarını aktaran Kotil, mektubunda şunları kaydetti:

“T625 Genel Maksat Helikopterimiz, sizlerin emekleri sayesinde bizlere bu gururu yaşattı. Ülkemiz adına çok önemli bir kazanımı birlikte elde etmiş olduk. Duygularımın tarifsiz olduğunu belirtmekle birlikte, her zaman hatırımda kalacak bir durumdan dolayı sizlere teşekkür etmek isterim. En üst düzeydeki yöneticimizden tüm çalışanlara kadar herkes bu proje için yıllarca, aylarca ve günlerce ciddiyetle çalıştı. Bayram tatilinde çalıştınız, yeri geldi evde eşinizi ve çocuğunuzu ihmal ettiniz. Kimi zaman ise burada sabahladınız. Kısacası, disiplininiz, iş aşkınız, şirket bağlılığınız ve en önemlisi karakterlerinizle şirketimizin gurur tablosu oldunuz. Uçuş bittikten sonra sevinç gözyaşları döken çalışma arkadaşlarımı gözlemledim. Yıllarca bu projeye çalışarak adeta bu anı bekleyen sizlerle çalışabilmekten dolayı bir kez daha onur duydum. O sevinç gözyaşları geleceğe dair neler yapabileceklerimizdeki kararlılığın temsili oldu. Siz ülkeniz için çok ciddi bir fedakarlık yaparak başarı gerçekleştirdiniz. Tarihe sizlerin sayesinde kazınacağını düşündüğüm 6 Eylül 2018’de gerçekleşen gurur tablomuzu sizler de unutmayınız. Vatana ve millete armağan edilen bu büyük gün için tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunarım.”

ihracat

Ayakkabıda İlk 8 Ayda 48 Milyon Dolarlık İhracat

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği , ayakkabı ve saraciye sektörlerinde verimliliği arttıracak Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme (URGE) Projesini başlatırken, Türkiye’de üretilen 400 milyon çift ayakkabının 220 milyon çiftinin ihraç edildiği ve ilk 8 ayda 48 milyon…

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, ayakkabı ve saraciye sektörlerinde verimliliği arttıracak Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme (URGE) Projesini başlatırken, Türkiye’de üretilen 400 milyon çift ayakkabının 220 milyon çiftinin ihraç edildiği ve ilk 8 ayda 48 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiği belirtildi.

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, ayakkabı ve saraciye sektörlerinde verimliliği yüzde 25 arttıracak Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme (URGE) Projesini başlattı. Projenin tanıtımı için Ege İhracatçı Birlikleri’nde Ege Deri ve Deri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, URGE Projesi’nin Danışmanı Avusturyalı Albin Wedenig ve firma temsilcilerinin katılımıyla toplantı düzenlendi. URGE projesi ile özellikle mevcut ihracatın ve verimliliğin yüzde 25 artırılması hedefleniyor.

Toplantının açılışında konuşan Ege Deri ve Deri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, ayakkabıda ilk 8 ayda 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini belirterek, “Sektörümüz her gün rekabeti artan bir şekilde ihracat yapmaya çalışıyor. Bu rekabetçi ortamda amacımız rekabet ortamına firmalarımızı ulaştırmak. Ayakkabıda ilk 8 ayda 48 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu yüzde 30’luk bir artış demek. 2017 senesinde 400 milyon çift ayakkabı üretimiyle birinci sırada yer aldık. 400 milyon çift ayakkabı ürettik. Bunun 220 milyon çiftini satarak ihracatta 5’inci sırada yer aldık. 600 milyon çift ayakkabı üretme kapasitemiz var. İç piyasada zincir mağazalarla alakalı alınan bir takım negatif haberler var. Bu durum mevcut kapasiteyi biraz geriye götürebilir. Bu kapasiteyi ihracatla doldurmak zorundayız” diye konuştu.

URGE ile ihracat hız kazanacak

URGE projesi ile amaçlarının daha çok ayakkabıcıyı ihracatçı haline getirmek olduğunu ve firmaları ihracatçı konumuna getirmek için projeyi başlattıklarını ifade eden Zandar, “İhracat güzel bir şey ama buna hazır olmak önemli. Firmalarımızı da buna hazırlamak amacıyla URGE projesini başlattık. URGE projesi ile mevcut olan kapasiteyi daha efektif hale getirmek, fabrikalarımızı daha güncel hale getirmek, eksik olan makine ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyoruz. Bunun yanında mevcut olan kapasitelerimizi de daha efektifliğini artırabilmek istiyoruz. Bu yüzden Albin Wedenig ile beraber hazırladık. Kendisi konusunda uzman, büyük fabrikaları hazırlamış ve üretim tesislerini kontrol etmiş biri. Alman firmalarında çalışmış biri. Yapacağı işlere güveniyoruz. Proje için firmaları gezdik, İzmir’deki üretim tesislerini Albin Wedenig’e gösterdik. Albin Wedenig bu projeyi hazırlamak için önümüzdeki aydan itibaren her ayın 15 gününü Türkiye’de geçirecek. İlk önce firmaları gezecek ve ihtiyaçları belirleyecek. Bununla beraber 1,5 sene boyunca her ay İzmir’e gelerek fabrikalarımıza hizmet verecek. Amacımız daha çok ayakkabı ihracatı yapmak. İhracatçı firmalarımızın verimliliğini ve ihracatını artırmak için URGE projesini start veriyoruz. 8 firma kayıt yaptırmış durumda ve Ekim ayından itibaren başlatacağız” dedi.

Uluslararası standartta kendi tesislerinde üretim

URGE projesine katılmak isteyen herkese yardımcı olacaklarını kaydeden URGE Projesi’nin Danışmanı Albin Wedenig, firmaların uluslararası ayakkabı imalat standartlarını kendi üretim tesislerinde uygulamalarını sağlayacaklarını söyledi.

Ayakkabı üretiminde organizasyonun son derece önemli olduğunu vurgulayan Wedenig, “Ayakkabıların üst kısımları, alt bileşimler ve kalite yönetimi son derece önemli. Planlama süreçlerinin optimizasyonu, üretim hatlarında yalın yönetim son derece önemli. Ayakkabı sanayinde yalın üretimi nasıl kullanacaksınız bunu bilmeniz gerekiyor. Maliyet optimizasyonu ve ekip çalışması da son derece önemli. Bunlar karı önemli şekilde etkiliyor. Yönetimin her düzeyinde hepsinin eğitilmesi gerekiyor. Üretim alanlarının ve tüm birimlerin temiz olması gerekiyor. Aynı zamanda herkes için sıcak bir karşılama gerekiyor. Maliyetleri azaltmak için insanların organizasyonunu yapın, dağınıklıktan kaçının. Temiz ve düzenli olmak temel ilkeler. En iyi ürün kalitesi, çalışma şartları için en iyi iş gücününün olması gerekiyor. Kanada ve Alman pazarları için bu çok önemli. Bu kurallara uyarsanız, iyi bir müşteri ilişkisi olur” şeklinde konuştu.

“Türk sanayisinde yalın ve temiz üretim hatları var”

Türk sanayisinde temiz, yalın ve verimli üretim hatları olduğunu dile getiren Wedenig, “Bu gerçekten çok önemli. Bunun arkasında tarih ve eğitim yok. Bu basit ve açık ve gerçek bir analiz durumu. Ancak açık bir kalite yönetimi sistemi görmedim. Ürünleri ve parçaları değiştirmeniz gerekiyor. Bunda da bir maliyet oluşuyor. Bu maliyet hesaplamanızı yapmazsanız, karı bilemezseniz. Rekabet durumu var ve müşteriye en iyi fiyatı vermeniz gerekiyor. Maksimum kar sağlayacak fiyatı vermeniz gerekiyor. Ekip çalışması son drece önemli. Doğu Avrupa kültürleri ekip halinde çalışamıyor. Burada da aynı durum var, çünkü arkasında bir tarih yok. Bunu yapmak zor değil, sadece ekip halinde çalışmayı istemeniz gerekiyor. Müşteri ilişkileri son derece bireysel ilişkilerdir. Her şirketin müşteri ile bireysel ilişkileri vardır. Diğer partnerle de ilişkiler vardır. Müşterileri nasıl ele alacaksınız önemli. Çünkü müşteri hayatınızda uzun vadeli oluyor. En önemli kar getirici, uzun vadeli müşteridir. O yüzden müşterilerle iyi ilişkiler oluşturmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Avusturya ve Almanya’da artık şirketleri Türkler kuruyor”

Türkiye’nin ayakkabı üretimi ile ilgili büyük avantajları olduğuna da değinen Wedenig, Türk pazarının geleceğinin çok iyi olduğunu söyledi. Türkiye’nin girişimci ruha sahip bir ülke olduğunu ve bunu iyi kullanması gerektiğini vurgulayan Wedenig şöyle konuştu:

“Türk ayakkabı sanayinin geleceğini pozitif olduğunu düşünüyorum. Türk pazarı gelecek için avantajlı. Konum olarak iyi bir yerde Türkiye. Hammaddeler var. Kaynaklar ve bileşenler var. Bu son derece önemli. Türk pazarında hammadde kaynağı var. Ayakkabı imalat hariciyeniz var. Sizin Romanya’ya göre çok daha ucuz olmanız gerekiyor. Ancak Türk pazarına baktığımız zaman siz çok daha iyisiniz. Siz girişimci ruha sahip bir ülkesiniz. Avusturya’dan geliyorum. Avusturya’da artık şirketlerin kurucuları Türkler, Avusturyalılar değil. Almanya’da da böyle, şirketleri Türk hanımefendi ve beyefendiler kuruyor. Sizin girişimcilik kültürünüz var, bunu avantaj olarak kullanın. Bu olmazsa ne yaparsanız yapın başarılı olamazsınız. Bu sizin kanınızda var. Bunlar Türk pazarı için olumlu unsurlar. 10 yıl içinde her şeye dikkatli bakarsanız, her şey çok daha iyi olacak.” – İZMİR

makine

Otomotiv sektörü ihracata ivme kazandırdı

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 21 daralırken, bu dönemde otomotiv endüstrisi 20 milyar 808 milyon 307 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

Söz konusu ihracat, geçen yılın Ocak-Ağustos döneminde 18 milyar 616 milyon 920 bin dolar düzeyindeydi. Bu da sektörün geçen bir yıllık sürede ihracatını yüzde 11,8 artırdığına işaret etti.

Öte yandan sektörün 21 milyar dolara dayanan 8 aylık dış satım hacmi, tüm zamanların en yüksek 8 aylık ihracat olarak kayıtlara geçti. Sektör ayrıca, Türkiye’nin 108,7 milyar dolarlık ihracatından 5’te 1 pay almaya da devam etti.

İhraç edilen her 5 üründen 4’ü Avrupa’ya 

Otomotiv endüstrisinin Avrupa ülkelerine ihracatı yılın 8 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,3 artarak, 16 milyar 634 milyon 237 bin dolar düzeyine yükseldi.

Böylece sektörün ilk yarıdaki 20,8 milyar dolarlık ihracatının yüzde 80’i Avrupa ülkelerine yapıldı. Bu da ihraç edilen her 5 otomotiv endüstrisi ürününden 4’ünün Avrupa ülkelerine gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Aynı dönemde otomotiv endüstrisinin, Avrupa’nın ardından en fazla ihracat gerçekleştirdiği diğer ülke grupları, 1 milyar 17 milyon 198 bin dolarla Orta Doğu ve 943 milyon 227 bin dolarla Afrika ülkeleri oldu.

En fazla ihracat kaybı ABD’de

Yılın 8 ayında otomotiv endüstrisinin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkelere bakıldığında, yine Avrupa ülkelerinin başı çektiği görüldü.

Sektörün Ocak-Ağustos döneminde en büyük pazarı, 3 milyar 147 milyon 384 bin dolarlık ihracatın gerçekleştirildiği Almanya oldu. Almanya’yı, 2 milyar 258 milyon 176 bin dolarla İtalya, 2 milyar 212 milyon 924 bin dolarla Fransa, 1 milyar 967 milyon 511 bin dolarla İngiltere ve 1 milyar 210 milyon 131 bin dolarla da İspanya takip etti.

Böylece Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere ve İspanya yılın 8 ayında 1 milyar doların üzerinde otomotiv endüstrisi ihracatı gerçekleştirilen ülkeler olarak sıralandı.

Otomotiv endüstrisi ihracatında en fazla düşüş yaşanan ülkeler listesinde başı ise ABD çekti. Sektörün ABD’ye ihracatı 8 ayda geçen yılın aynı dönemine göre 220 milyon 586 bin dolar azalarak 644 milyon 464 bin dolara geriledi.

ABD’nin ardından İran 100 milyon 842 bin dolar, Danimarka 30 milyon 479 bin dolar, Suriye 21 milyon 750 bin dolar ve İrlanda 14 milyon 990 bin dolarlık ihracat düşüşüyle en fazla kayıp yaşanan diğer ülkeler olarak sıralandı.

ihracat

Büyümede net ihracat katkısı

İlk çeyrekte yüzde 7.3 büyüyen Türkiye ekonomisi, ikinci çeyrekte yüzde 5.2 büyüdü. Büyümede beklenen daralma ikinci çeyrekte beklendiği gibi daha ılımlı gerçekleşirken, üçüncü çeyrekte daha sert iniş bekleniyor.

İşte ekonomistlerin ilk değerlendirmeleri:

Yatırım Finansman’dan Ekonomist Hilmi Yavaş, hizmetler ihracatı ve mal ithalatındaki keskin düşüş desteğiyle yaşanan net ihracatın iç talepteki daralmayı telafi ettiğini, hatta çeyreklik büyümeyi yüzde 0.9’da gibi yüksek bir seviyede tuttuğunu belirterek, önceki çeyreğe kıyasla GSYH seviyesindeki artışın beklenenden daha güçlü olduğunu kaydetti.

Yavaş, piyasa beklentisinin yüzde 5,5, kendi beklentilerinin ise yüzde 6,5 olduğunu hatırlatarak, 2. çeyrekte GSYH büyümesinin yüzde 5,2 gerçekleştiğini ifade etti ve “1Ç18’deki büyüme yıllık yüzde 7,3’lük gerçekleşmişti. Bununla birlikte, ihracatın ithalata karşı çok daha iyi performans göstermesiyle beraber 2Ç18’de çeyreklik büyüme güçlü kaldı. Yıllık GSYH büyümesinin beklentileri aşmamasının sebebi ise 1Ç18’deki çeyreksel büyüme oranının yüzde 2.0’dan yüzde 1.5’e revize edilmesiydi. Ancak, 2Ç18’de iç talep çeyreklik bazda yüzde 0,75’e yakın daralmıştır. Yatırımlarda yüzde 1,4 oranında daralma ve hane halkı tüketiminde yüzde 0,4 daralma yaşandı. Nitekim, inşaat yatırımları 1Ç18’deki yıllık bazda yüzde 10,5 büyümeden yüzde 6,6’a gerilerken, makine yatırımları da yüzde 6,4’den yüzde 0.6’ya gerilemiştir.” dedi.

Büyümenin kalitesi açısından bakıldığında, çeyreklik büyümenin büyük bir kısmının net ihracattan kaynaklandığını, öncelikle yatırımlarda yavaşlama ile sağlıklı bir yeniden dengeleme belirtilerinin ortaya çıktığını, ancak yeniden dengelenmenin, enflasyonist güçlerden ve TL’deki değer kaybından anlaşıldığı üzere geç geldiğini ve aşırı ısınmanın önüne geçmede yeterli olmadığını aktaran Hilmi Yavaş, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“3Ç18’de büyümede yatırımlar ve hane halkı harcamaları, özellikle de dayanıklı ve yarı dayanıklı ürünler kalemlerinden kaynaklanan önemli bir daralma ile karışılacağız. Dolayısıyla son dönemde ekonomide artan dengesizliklerin kısa sürede normalleşeceğini göreceğiz. Ancak bu normalleşmenin ani ve düzensiz gerçekleşmesi ve piyasa koşullarındaki bozulma, reel ve finansal sektörü baskı altında tutacak, dolaylı olarak da tüketici güvenini ve harcamalarını uzun bir süre baskılayacaktır.”

Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvcı Tokalı, büyüme hızında yılın ikinci çeyreğinde yavaşlamanın beklendiği gibi ılımlı kaldığının görüldüğünü ifade ederek, “İlk çeyreğe ait yıllık büyüme oranı %7,4’ten %7,3’e hafif aşağı çekilirken, ikinci çeyrek büyümesi de %5,2 düzeyinde açıklandı. 2017 yılına ait çeyreklik büyüme verilerinde küçük değişiklikler olmasına karşın, tüm yıla ait %7,4’lük büyüme oranının korunduğunu izliyoruz.” diye konuştu.

Mevsimsel düzeltilmiş verilere göre de ekonominin son 7 çeyrektir aralıksız büyüdüğüne değinerek, şu şekilde konuştu:

“Ancak gerek parasal sıkılaşmanın gecikmeli etkileri ve güçlü baz etkisi, gerekse de geçen ay belirginleşen finansal dalgalanma ve akabinde beklenen ek parasal sıkılaşmanın yansımaları doğrultusunda, üçüncü çeyrekten itibaren çeyreklik bazda daralma rakamları ve yıllık bazda büyüme oranlarında sert aşağı hareket görebileceğiz. Fakat yılın ilk yarısında elde edilen %6,2’lik büyüme oranının katkısı doğrultusunda tüm yıla ait %4’lük büyüme tahminimizi koruyor, 2019 yılına ait tahminimizi de %4’ten %3’e çekiyoruz. Gelecek hafta açıklanacak Temmuz üretim verisi, üçüncü çeyreğe girerken sanayi kesiminin büyüme katkısının ne ölçüde azalabileceği açısından önemli olacak.”

QNB Finans Yatırım’dan Baş Ekonomist Burak Kanlı, göstergelerin üçüncü çeyrekle birlikte iktisadi faaliyette sert bir yavaşlamanın başladığına işaret ettiğini kaydederek, bu yavaşlama sürecinin yılın kalanında ve 2019’da da devam edeceğini öngördü.

Baş Ekonomist Burak Kanlı, ikinci çeyrekte, her ne kadar yıllık bazda yüksek oranlı büyümeler devam etse de, mevsimsellikten arındırılmış verilerle özel tüketim ve toplam yatırımlarda bir yavaşlama, ithalatta sert bir düşüş ve ihracatta ise güçlü seyrin devam ettiğinin gözlendiğini vurguladı.

Kanlı, yatırımlarda da temel sürükleyicinin ne yazık ki büyük bölümünün kamu kaynaklı olduğunu düşündükleri inşaat yatırımlarının olmaya devam ettiğinin ve buna karşılık makine-teçhizat yatırımlarının zayıf kaldığının görüldüğünü ifade ederek, “İthalattaki zayıf seyre karşın güçlü ithalatın etkisiyle net ihracatın yıllık büyümeye katkısının iki çeyreğin ardından tekrar artıya geçmesi dikkat çekici. Son olarak da stokların büyümeye katkısı tekrar eksiye geçmiş durumda.” dedi.

İkinci çeyrek yıllık büyümesinin ardından bir süre bu tip yüksek büyümeler görülemeyeceğinin altını çizen Burak Kanlı, “Zira göstergeler üçüncü çeyrekle birlikte iktisadi faaliyette sert bir yavaşlamanın başladığına işaret ediyor. Bu yavaşlama süreci yılın kalanında ve 2019’da da devam edecektir. Bu çerçevede bu yıl geneli için %2.7, 2019 yılı için de %2’lik büyüme tahminlerimizi koruyoruz.” diye konuştu.

Parke Makinasi

Parke Makinası

Parke makinası alanında biz MUSSAN GROUP ailesi müşteri memnuniyeti odaklı çalışmalarımızın karşılığını müşterilerimizden aldıkları duyumlar ile bize ulaşan müşteri kitlesiyle fazlası ile almış bulunmaktayız.

Çağımız ilerledikçe insanlarımızın ihtiyaçları da değişmiştir. Bu değişimler ticaret ve üretim alanında gelişmemizi sağlamıştır. Örneğin İnsanlarımız daha önceki yüzyıllarda yaşam alanlarını yalnızca kerpiç ve ağaç kabukları yardımıyla inşa etmek durumunda idiler. Ancak bu maddelerle inşa edilen yapıların, iklim şartlarına karşı dayanıklılığı yoktu. Çağımız ilerledikçe insanlar kum, çimento ve ufalanmış taşları su ile karıştırarak inşa malzemeleri üretmeye çalışmışlardır. Bu durumu gören ticari düşüncedeki insanlar toplu üretim ve satış yapmak için çalışmalar gerçekleştirmiştir. Ve çağın ilk Parke Makinası faaliyete geçmiştir. Zaman ilerledikçe Parke Makinası çeşitlendirilmiştir. Bizim üretimini yapıp size sunduğumuz makinalar, SABİT PARKE MAKİNASI, YUMURTLAYAN PARKE MAKİNASI, COMPACT PARKE MAKİNASI, BETON SANTRALLERİ, ve bu makinelerin isteğe göre boyutlarını üretmekteyiz. Tam donanımlı bir makinamızın yalnızca basım kalıbı değiştirilerek  İhtiyacınız doğrultusunda Parke taşı, Bordür, Birket, Bims, Asmolen, yağmur oluğu, çim taşı ve bu ürünlerin renkli renksiz modellerini üretebilirsiniz.

Parke Makinası ile Üretim sektörüne girmeye hazırlanan müşterilerin incelemelerini sosyal medya aracılığıyla yaptıklarını, kalite standardı düşük firmalardan ürün satın aldıklarını ve bir kaç üretim işlemi sonrasında satıcının deneyimsizliğinden kaynaklı bir çok problem yaşadıklarını gözlemlemiş bulunmaktayız.

Bu gibi Parke Makinası alanında iç acıcı olmayan durumlar ile karşılaşmamak adına  ürün kalite standartlarımız, teknik şartnmelerimiz, ayrıntılı ürün görsellerimiz ile son derece şeffaf bir tablo halinde her zaman karşınızdayız. İnternet ortamında Parke briket makinası, parke makinası, Parke taşı üretimi gibi terimlerle ihtiyacınız olan ürünü arattığınız vakit Güvenilir detaylı bilgi içeren internet sitelerimiz ve dilediğinizde ulaşabileceğiniz 7/24 hizmet veren satış temsilcilerimiz ile daima hizmetinizdeyiz.

Gerçekleştirdiğimiz analiz ve çalışmalarımızın sonuçlarından endindiğimiz verileri baz aldığımızda Parke Taşı Makinası sektörüne gelen talepler bizi yan bir departman ile ikinci el Parke Makinası satış çalışmarını yapmaya yönlendirmiştir.

MUSSAN Group’un makine ve inşaat şirketleri, Türkiye’nin en büyük Parke Makinası tesislerini de barındıran önde gelen kuruluşlardan oluşmaktadır. MUSSAN GROUP tarafından üretilen ürünler geniş lojistik ağımız vasıtasıyla yurtiçi ve yurtdışı müşterilerimize teslim edilmektedir.

Beton Parke Makinası hakkındaki yazımız için lütfen tıklayınız.

Parke Makinası hakkında daha detaylı bilgi ve görüşleriniz bizimle iletişime geçebilirsiniz.Tüm dünyaya satış yapan Mussan Group olarak Parke Makinası alanındaki referanslarımızı web sitemizden ve sosyal medya hesaplarımızdan inceleyebilirsiniz.

ihracat

Sanayi, Ticaret, İhracatta İzmir İçin Üç Koldan Atak

İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), yeni ihracat kapıları açılması ve kentin global ticaretten daha fazla pay alabilmesi amacıyla bugüne kadar görülmeyen bir işbirliğine imza attı; üç kurumun da başkanları İzmir Enternasyonal Fuarı için kente gelen yabancı delegasyonu ortaklaşa kabul etti.
87’inci İEF için kente gelen ve İZFAŞ’ın “Uluslararası İzmir İş Günleri Toplantıları” kapsamında iş dünyası ile buluşan yabancı heyetleri karşılamak için bu yıl yeni bir konsept tercih eden başkanlar, yabancı heyetlerle Swissotel’de bir araya geldi. Böylece sanayi, ticaret ve ihracat boyutları aynı anda masaya yatırılırken, sabahtan akşama kadar süren toplantı maratonu oldukça verimli geçti. Aralarında iki bakanın da bulunduğu heyetleri, İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, kurumların başkan yardımcıları ve yönetim kurulu üyeleri beraber karşıladı.

Özgener: “Her heyetin özel önemi var”
Toplantılarda yabancı ülke temsilcilerine seslenen İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ekonomik kalkınma için pazar çeşitlenmesinin şart olduğuna dikkat çekerek, kente gelen her heyetin özel bir öneme sahip olduğunun altını çizdi. Bir liman kenti olan İzmir’in ticaret geleneğinin çok eskilere dayandığını belirten Özgener, “İZTO, EBSO, EİB ve İzmir Ticaret Borsası ile birlikte gerçekleştireceğimiz Tarım OSB Projesi kapsamında önemli işbirlikleri yapılabilir” dedi. Bunun yanı sıra balıkçılık ve su ürünleri gibi spesifik alanlarda da beraber çalışma yapılabileceğini dile getiren Özgener, karşılıklı ticareti artırmak için çalışmalarını sürdüreceklerini vurguladı.

Yorgancılar’dan işbirliği çağrısı
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da İzmir’in 13 organize sanayi bölgesi, 2 serbest bölge, gelişmiş altyapı olanakları ve yetişmiş insan kaynağı ile sanayi alanında çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. Tarım OSB Projesi’nin kendileri için çok önemli olduğunu da vurgulayan Yorgancılar, “İzmir’de 64 değişik sektörde yatırım yapılıyor. Çimento, demir-çelik, tütün öncelikli sektörler. Yabancı sermaye şirketlerinin en çok tercih ettiği İzmir’de lojistik olanakları bakımından da çok uygun” bilgisini verdi.

Eskinazi : “Yeni ihraç pazarları için fırsat”
İzmir Enternasyonal Fuarı’nın İzmir’in dış ticaretine 1 milyar dolarlık katkı sağlamasını beklediklerini ifade eden EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin içinden geçtiği süreçte üretim ve ihracatın çok daha önemli ve öncelikli hale geldiğini, İEF Uluslararası İzmir İş Günleri etkinliklerinin İzmir ve Ege Bölgesi’nin yeni ihraç pazarları bulması açısından doğru bir etkinlik olduğunu ve çok verimli geçtiğini kaydetti.

Kongolu Bakan: “Türkiye’ye ihtiyacımız var”
Toplantıda konuşan Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sanayi Bakanı Marcel Leu, İzmir’de bulunmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Türkiye çok ilerlemiş bir ülke. Söyledikleriniz bizim ülkemizde de var ama başlangıç seviyesinde. Bu nedenle bizim Türkiye’ye ihtiyacımız var, çünkü teknoloji transferine ihtiyacımız var. Türkiye ile Demokratik Kongo arasında ikili bir komite kurmaya çalışacağız. Bizde alan bol, tarımı geliştirmek istiyoruz, gelin bunu birlikte gerçekleştirelim” diye konuştu.
Güney Sudan Hayvancılık ve Balıkçılık Bakanı James Janka Duku da, Tarım OSB Projesi ile yakından ilgilenerek bu konudaki işbirliği olanaklarının yakın takipçisi olacaklarını duyurdu.
Bu arada, yabancı delegasyonda Güney Sudan Hayvancılık ve Balıkçılık Bakanı James Janka Duku, Demokratik Kongo Cumhuriyeti Sanayi Bakanı Marcel Leu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti İşbirliği ve Kalkınma Bakanı John Kwet ve Karadağ Ulaştırma ve Denizcilik İşleri Bakanı Osman Nurkovic, Kosova, Arnavutluk, Gana’dan bakan yardımcıları, Nijerya Sanayi Bakanlığı müsteşarı, Sri Lanka Büyüklçisi, Gambiya ve Lübnan ticaret odası başkanları yer aldı.

780x411-guclu-sanayi-icin-dev-paket-1536005507605

Güçlü sanayi için dev paket

Ekonomi yönetiminin 2023 yılı hedefleri kapsamında sanayi doktora programı başlatılacak, Türkiye İş Kurumu’nun düzenlediği sanayi sektörü kurslarına katılanlar günlük 45 lira harçlık alacak, korumasız buluşlar sanayiye kazandırılacak

Hükümet, 2023 yılı hedefleri doğrultusunda sanayi sektörünü güçlendirmek için önemli adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu kapsamda özel sektörün nitelikli insan kaynağı ihtiyacını karşılamak için sanayi doktora programı başlatılacak, Türkiye İş Kurumu’nun düzenlediği sanayi sektörü kurslarına katılanlar günlük 45 lira harçlık alacak, korumasız buluşlar sanayiye kazandırılacak, teknolojik talebe uygun iş modelleri geliştirilecek.
Yerlileşme ve teknolojik ilerlemeye öncelik veren sanayi stratejisi kapsamında atılacak önemli adımlar şöyle:

Özel sektörün teknoloji alanlarında ihtiyaç duyduğu doktoralı insan kaynağının sağlanması için sanayi doktora programı oluşturulacak

Sanayinin dijital dönüşümüne destek verecek kritik teknolojilerin ülke içinde geliştirilmesi, yerli tedarikçi firmaların oluşumu desteklenecek.

Sanayide teknolojik gelişmeyle ortaya çıkan yeni iş modellerinin ekonomiye uyumu sağlanacak.

Stratejik sektörlerde yüksek katma değeri hedefleyen yapısal dönüşümler gerçekleştirilecek.

Sanayi bölgeleri teknoloji- sektör odaklı olarak yeniden yapılandırılacak.

Organize sanayi bölgesinde meslek lisesi kurulmasına yönelik başlatılan uygulama yaygınlaştırılacak.

Sanayi girdilerinin ülke içinde üretilmesi için nitelikli ve büyük çaplı mekân hazırlıkları yapılacak, kamu desteklerine öncelik verilecek.

Yüksek teknolojiye dayalı özel sektör yatırımlarının artması sağlanacak.

İŞKUR’un sanayi sektörüne yönelik kurslarına katılanlara günlük 45 lira harçlık uygulaması yaygınlaşacak.

Savunma, sağlık, havacılık, uzay, otomotiv, raylı sistemler, bilişim gibi sektörlerin işgücü eğitim programları çeşitlendirilecek.

Organize sanayi bölgesinde kreş ve gündüz bakımevleri yaygınlaştırılacak.

Koruma altına alınmayan buluşların, kullanılmayan patentlerin sanayiye kazandırılması sağlanacak.

2023 yılına kadar 5 ihtisas, 10 organize sanayi bölgesi içinde olmak üzere teknoloji geliştirme bölgelerinin sayısı 105’e çıkarılacak.